E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 2019

E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 2019

E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 37 02.03.2019, 04:31

E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

E Harfi ile başlayan deyimler ve anlamlarıEcel beşiği deyimi ve anlamı

İnsanın her an üzerinden aşağı yuvarlanabileceği tehlikeli geçir, dalgalar arasındaki oynak sandal vb.

Ecelden aman olursa deyimi ve anlamı

Ölmezsem yaparım

Ecel aman verirse deyimi ve anlamı

Ölmezsem, ömür yeterse.”Ecel aman verirse torunumu da görürüm.”

Ecel teri dökmek deyimi ve anlamı

Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.”Köprüden geçerken ecel terleri döktüler.”

Eceli gelmek deyimi ve anlamı

Ölmek, sonu gelmek, yok oluş vakti gelmek.”Herkesin eceli gelecek ve bu dünyadan göçecek.”

Eceline susamak deyimi ve anlamı

Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.”Bırak o silâhı elinden, eceline mi susadın sen?”

Eciş bücüş deyimi ve anlamı

Çarpuk çurpuk, eğri büğrü, düzgün yanı olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan.”Eciş bücüş bir yazıyla karşılaşınca şaşırdı.”

Edebini takınmak deyimi ve anlamı

Terbiyesizce davranıştan terbiyeli duruma geçmek.

Edebiyat yapmak deyimi ve anlamı

Bir işe yaramayan, konuyu açıklamaya yetmeyen, gerçeği yansıtmayan süslü, parlak ve gereksiz sözler söylemek.”Edebiyat yapmaya amma da meraklı bir insanmış.”

Edi ile Büdü (Şakkire Dudu) deyimi ve anlamı

Birbirinden ayrılmayan sevimli ve saf iki kafa dengi.

Efendiden (bir) adam deyimi ve anlamı

Davranışlarıyla kibar ve terbiyeli görünen kişi.

Efendime söyleyeyim deyimi ve anlamı

Konuşmakta olan kimsenin, söyleyeceği sözü buluncaya değin geçecek saniyeleri doldurmak üzere başvurduğu dil persengi.

Efendim nerde, ben nerde? Deyimi ve anlamı

Ben ne söylüyorum siz ne diyorsunuz?

Efkâr dağıtmak deyimi ve anlamı

Sıkıntıyı gidermek, üzüntüyü yok etmeye çalışmak.”Sahile efkâr dağıtmak için inmiş olmalı.”

Efradını cami, ağyarını mani deyimi ve anlamı

Öğelerini kapsayan, başkalarını dışarıda bırakan, eksiksiz artıksız (tanım).

Eğri (gözle) bakmak deyimi ve anlamı

Kötü düşünce besleyerek bakmak.”O, hiç kimseye eğri gözle bakmazdı.”

Eğri büğrü deyimi ve anlamı

Şurası burası eğri, bükük.

Eğri düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez deyimi ve anlamı

Bunun bizi beğenmemesine şaşmamalı. Çünkü yanlış yolda olanlar, doğruluktan ayrılmayanları, kusurlular kusursuzları beğenmezler.

Eğri gemi doğru sefer deyimi ve anlamı

Kullanılan araç yetersiz ama yapılan iş isteğe uygun.

Eğri oturup doğru konuşalım deyimi ve anlamı

Davranışımız ne biçim olursa olsun doğruyu söyleyelim.

Eğrisi doğrusuna deyimi ve anlamı 

  1.  Bir iş yanlış yapılmakta iken sonradan ortaya çıkan uygun bir durumun etkisiyle iyi bir sonuca ulaşmak.
  2. Bir iş, yanlış yapılam parçası ile doğru yapılan parçası denkleşerek zararsız bir sonuca varmak.

Ehven-i şer deyimi ve anlamı

Daha az zararlı, daha az kötü.

Ekini belli etmemek deyimi ve anlamı

Kusurlu, hileli bir işi kusursuz, doğalmış gibi gösterme ustalığını başarmak.

Ekli püklü deyimi ve anlamı

Şurasına burasına parçalar, yamalar eklenmiş olan.

Ekmeğinden etmek deyimi ve anlamı

İşinden çıkarmak veya atmak.”Adamı durup dururken ekmeğinden ettiler.”

Ekmediğin yerde biter deyimi ve anlamı

Umulmayan ve istenilmeyen yerde karşımıza çıkan kişi.

Ekmedim bostan, bitmedi karpuz deyimi ve anlamı

İşe girişmedim ki sonuç almak söz konusu olsun.

Ekmeği bütün deyimi ve anlamı

Kimseye el açmayan, kazancı kendine yeten.

Ekmeği dizinde deyimi ve anlamı

Terbiyesizce karşılık veren, arsız, utanmaz sıkılmaz kimseler için kullanır.

Ekmeği ile oynamak (Birinin) deyimi ve anlamı 

Birinin geçim kaynağını kurutma davranışı içinde olmak.

Ekmeğine kan doğramak (Birinin) deyimi ve anlamı

Bir kimseyi acılar, gözyaşları içinde bırakacak davranışta bulunmak.

Ekmeğine koç (yiğit, yavuz) deyimi ve anlamı

sofrasında konuk eksik olmayan, konuklarını yemeğe alıkoymayı, onlara yedirip içirmeyi seven kişi.

Ekmeğine kuru, ayranına duru mu dedik? Deyimi ve anlamı

Sana dokunacak, seni küçük düşürecek bir söz mü söyledik, böyle bir davranışta mı bulunduk?

Ekmeğine yağ sürmek (Birinin) deyimi ve anlamı

Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.”O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen.”

Ekmeğini eline almak deyimi ve anlamı

Bir iş sahibi olmak, geçimini sağlayabilir duruma gelmek.

Ekmeğini kana doğramak deyimi ve anlamı

Yaşayışı büyük üzüntü ve acı (kanlı gözyaşları) içinde olmak.

Ekmeğini kazanmak deyimi ve anlamı

Geçimini temin edecek, ihtiyaçlarını karşılayacak parayı kazanmak.”Kaygılanma, ekmeğini kazanmasını bilir o.”

Ekmeğini taştan çıkarmak deyimi ve anlamı

En zor işleri bile yapıp geçimini sağlayacak becerilikte olmak, her türlü işi yapmak.”Ekmeğini taştan çıkaran insanların arasına katılmakta gecikmedi.”

Ekmek Bedir’in, su Hıdır’ın, yiyin kudurun, için kudurun deyimi ve anlamı

Başkaları kazanıyor, siz yiyorsunuz. Gücünüzü harcayacak iş yapmadığınız için de azıp duruyorusunuz.

Ekmek elden su gölden deyimi ve anlamı

Kendisi kazanmayıp başkalarının kazancı ile geçinen kimselerin durumunu anlatmak için kullanılır.

Ekmek kapısı deyimi ve anlamı

Çalışıp para kazanılan, geçim sağlayan iş yeri.”O dükkân benim ekmek kapım, asla satmam, satamam onu!”

Ekmek parası deyimi ve anlamı

Kazanç, geçinmek için kazanılan para.”Ekmek parası kolay kolay kazanılmıyor.”

Eksik çıkmak deyimi ve anlamı

Olması gerekenden daha az olduğu anlaşılmak.

Eksik doğmak deyimi ve anlamı

  1. Bebeğin vaktinden önce doğması.
  2. Bebeğin organları iyice gelişmeden dünyaya gelmesi.

Eksik etmemek deyimi ve anlamı

Her zaman bulundurmak.

Eksik gedik deyimi ve anlamı

Ufak tefek ihtiyaçlar.”İkramiye ile eksiği gediği kapadılar.”

Eksik gelmek deyimi ve anlamı

Gereksenenden ya da olması gerekenden daha az olmak.

Eksik olma deyimi ve anlamı

Sağ ol, var ol.

Eksik olma bayır turpu deyimi ve anlamı

Kendini yardım etmiş gibi gösteriyorsun ama beni kandıramazsın.

Eksik olmamak deyimi ve anlama

Her zaman bulunur olmak.

Eksik olsun deyimi ve anlamı

Gereği yok, istemem, olmamasını yeğlerim.

Ekşi yüz deyimi ve anlamı

Somurtkan, asık yüz.”Onun ekşi yüz göstermeye hakkı yoktu.”

Ekti püktüler deyimi ve anlamı

Bir yere, gelmesi gereken kimseler dışında gelmiş olanlar.

El açmak deyimi ve anlamı

  1. Dilenmek.
  2. Başkasının yardımını almak için yalvarmak.”İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti.”

El ağzıyla çorba içmek deyimi ve anlamı

Başkasının sözlerini benimseyip söylemek.

El almak deyimi ve anlamı

  1. Yetkinliğe ulaşan mürit, mürşit gibi işler yapmak üzere, ondan izin almak.
  2. Bir sanatı öğrenmiş olan çırak, ustasından, kendi başına iş yapabilme izni almak.

El altından deyimi ve anlamı

Kimsenin haberi olmadan, gizlice.”Parayı el altından verdi.”

El altında deyimi ve anlamı

İstenildiği zaman kullanılmak üzere hazır.

El aman çağırmak deyimi ve anlamı

Bıkıp usandığı, rahatsız olduğu şeyden kişiden çok yakınır olmak.

El arı, düşman körü (gayreti) deyimi ve anlamı

Dosta düşmana karşı küçük düşmemek için, zoraki olarak.

El atmak deyimi ve anlamı

  1. Bir işe girişmek.
  2. Birisinin işine karışmak.”Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!..”

El ayak çekilmek deyimi ve anlamı

Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.”Bu iş ancak el ayak çekildikten sonra yapılır.”

El bağlamak deyimi ve anlamı

Saygı göstermek için ellerini göbeği üstünde kavuşturup durmak.

El basmak deyimi ve anlamı

Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.”Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım.”

El bebek gül bebek deyimi ve anlamı

El üstünde tutulan, çok sevilen (çocuk, genç).

El bende deyimi ve anlamı

Tekrarlanan oyunda başlama sırası (ya da başlama hakkı) bende.

El benden, sebep Allah’tan deyimi ve anlamı

Hastayı iyi etmek için ben yapacağımı yapıyorum. Şifayı veren Tanrı’dır.

El çabukluğu ile deyimi ve anlamı

  1. Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı.
  2. Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme.”Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi.”

El çekmek deyimi ve anlamı

Yapmakta olduğu bir işi artık yapmama durumuna geçmek.

El çırpmak deyimi ve anlamı

İki elin yüzünü arka arkaya birkaç kez birbirine vurmak, alkışlamak.

Elde avuçta bir şey kalmamak deyimi ve anlamı

Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak.”Elde avuçta bir şey kalmayınca ne yapacağını şaşırdı.”

Elde bir deyimi ve anlamı

Kesinlikle gerçekleşecek şey.

Elde bulunan deyimi ve anlamı

Hazırda bulunan, var olan.

Elde etmek deyimi ve anlamı

  1. Bir şeye sahip olmak.
  2. Bir kimseyi kendi yanına çekmek.”Onun gibi dürüstleri elde edemezsin, boşuna uğraşma.”

El değiştirmek (Bir şey) deyimi ve anlamı

Sahip değiştirmek, bir kişiden başka bir kişiye geçmek.

El değmemiş deyimi ve anlamı

Hiç dokunulmamış, kullanılmamış.

Elde kalmak deyimi ve anlamı

  1. Bir malın satılmayıp geride kalan kısmı.
  2. Harcanandan arta kalmış olmak.”Şu kasadaki üzümler elde kaldı.”

Elden ağza yaşamak deyimi ve anlamı

Günlük kazancı, ancak günlük harcamasına yetmek.

Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek) deyimi ve anlamı

Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek.”Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin.”

Elden ayrıksı deyimi ve anlamı

Başkasına benzemeyen; herkesten ayrı davranış.

Elden çıkarmak deyimi ve anlamı

Satmak.

Elden çıkmak deyimi ve anlamı

Malı olmaktan çıkmak.”O arsa elden çıktığı için üzüldüm.”

Elden düşme deyimi ve anlamı

Az kullanılmış.”Elden düşme bir araba aldı.”

Elden ele dolaşmak deyimi ve anlamı

Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek.”Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı.”

Elden ele geçmek deyimi ve anlamı

Birçok sahip değiştirmek.

Elden geçirmek deyimi ve anlamı

Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek.”Yaptığın işi bir daha elden geçir.”

Elden geçirmek deyimi ve anlamı

  1. Sayısı çok şeyleri tek tek ele alıp ne durumda olduklarını yoklamak.
  2. Bir şeyi inceleyip düzeltilecek yerlerini düzeltmek onarmak.

Elden gel (Parayı) deyimi ve anlamı

Hemen ver.

Elden gitmek deyimi ve anlamı

Bir şeyi yitirmek, ondan yoksun kalmak.”Bütün mal mülk bir hiç uğruna elden gitti.”

Elden ne gelir? Deyimi ve anlamı

Yapılacak bir şey yok; yapabileceğimiz bir şey yok.

Elde olmak (olmamak) deyimi ve anlamı

İstenildiğinde o işi gerçekleştirebilmek.
Ele alınmaz deyimi ve anlamı
Çok kötü.

Ele almak deyimi ve anlamı

  1. Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak.
  2. İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek.”Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım.”

Ele avuca sığmamak deyimi ve anlamı

  1. Şımarık davranmak.
  2. Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek.”Sen ne ele avuca sığmaz bir çocukmuşsun meğer.”

Ele geçirmek deyimi ve anlamı

Sahip olmak, kaçan bir kimseyi yakalamak.”Şu toprak parçasını da ele geçirdik mi işimiz tamam demektir.”

Ele geçmek deyimi ve anlamı

  1. Yakalanmak.
  2. Elde edilmek.

Ele gelmek deyimi ve anlamı

  1. El ile tutulabilir olmak.
  2. Bebek kucağa alınabilecek duruma gelmek.

Ele güne karşı deyimi ve anlamı

Dostları üzmemek, düşmanları sevindirmemek için.

Eleğim var sacım var, komşuya ne borcum var deyimi ve anlamı

Kimseden yardım istemeye gerekseme duymuyorum. Kendi olanaklarım bana yetiyor.

Elekten geçirmek deyimi ve anlamı

Sıkı bir inceleme ile doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırmak seçmek.

El elde baş başta deyimi ve anlamı

  1. Masrafla para birbirine denk geldi.
  2. Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.”Alışverişten el elde baş başta döndü.”

El ele deyimi ve anlamı

Birbirlerinin elini tutmuş olarak, işbirliği yaparak.

El ele vermek deyimi ve anlamı

Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak.”Bu yolu ancak el ele verirsek yapabiliriz.”

El eiyle yılan tutmak deyimi ve anlamı

Yapılacak güç ve tehlikeli bir işe kendisi girişmeyip başkasını ileri sürmek.

El emeği deyimi ve anlamı

  1. Elle yapılan işe harcanan emek.
  2. Elle yapılan çalışmanın karşılığı.”El emeğinin karşılığı değildir bu para.”

El ense etmek (çekmek) deyimi ve anlamı

Güreşçi, elini yarışmacısının ensesine atıp onu çekmek.

El ermez, göz görmez deyimi ve anlamı

O iş ya da kişi ile hemen ilişki kuramazsınız. Bulunduğu yer o kadar uzak ki.

El etek çekmek (Bir şeyden) deyimi ve anlamı

O şeyle artık uğraşamaz olmak.

El etek (ayak) öpmek deyimi ve anlamı

Bir işi yaptırmak için şuna buna çok yalvarmak.

El etmek deyimi ve anlamı

El ile “gel” işareti yapmak.

El verir öğüdü, kendi keser söğüdü deyimi ve anlamı

Başkalarına tavsiyelerde bulunup kendisi bunun aksi işler yapan kişiler için söylenen deyim.

Ele (halka) verir talkını, kendi yutar salkımı deyimi ve anlamı. (Ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü) deyimi ve anlamı

Başkasına verdiği öğüde kendi uymaz. Dahası tersini yapar.

Ele vermek deyimi ve anlamı

Bulunduğu yeri haber vererek suçluyu yakalatmak.”Katili ele vermeyi kafasına koyarak sokağa çıktı.”

El gölgesi deyimi ve anlamı

Tavsiye mektubu, saygın bir kişinin yazıp ilgiyle verdiği tezkere.

El gün deyimi ve anlamı

Herkes, el alem.

Eli açık deyimi ve anlamı

Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen.”Eli açık olan insanları severim.”

Eli ağır deyimi ve anlamı

  1. Oldukça yavaş iş yapan.
  2. Vurunca çok acıtan.”Eli o kadar ağırmış ki enseme gülle düştü sandım.”

Eli ağzına yetmemek deyimi ve anlamı

Kazancı geçimini karşılayamayacak kadar az olmak.

Eli altında olmak (Bir şey birinin) deyimi ve anlamı

  1. İstediği anda ele alıp kullanabileceği bir yerde bulunmak.
  2. Buyruğunda olmak.”İyi bir usta, araç ve gereçlerinin elinin altında olmasını ister.”

Eli ayağı buz kesilmek

  1. Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak.
  2. Çok üşümek.”Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri.”

Eli ayağı bağlı olmak deyimi ve anlamı

Hiçbir şey yapamamak.

Eli ayağı buz kesilmek deyimi ve anlamı

Ansızın aldığı bir habere üzülerek iş yapamayacak bir durgunluk içine girmek.

Eli ayağı tutmak deyimi ve anlamı

İş yapabilecek güçte olmak, bedenî gücü var olmak.”Çok şükür şimdilik elimiz ayağımız tutuyor.”

Eli bayraklı deyimi ve anlamı

Kavgacı, şirret, edepsiz.”Onun eli bayraklı bir kadın olduğunu daha yeni anladınız.”

Eli bol deyimi ve anlamı

Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan.”Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış.”

Eli boş olmak deyimi ve anlamı

O sırada işi bulunmamak.

Eli boş dönmek deyimi ve anlamı

Umduğunu alamadan geri dönmek.”Eli boş döneceği hiç aklıma gelmezdi.”

Eli böğründe kalmak deyimi ve anlamı

Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak.”Tek hayvanın öldüğünü görünce eli böğründe kaldı.”

Eli cebine varmamak deyimi ve anlamı

Para harcamaya kıymamak.

Eli (eline) çabuk deyimi ve anlamı

Çabuk iş yapan.

Eli dar (darda) deyimi ve anlamı

Para sıkıntısı içinde olan.

Eli değmemek deyimi ve anlamı

Bir işi yapmaya vakit bulamamak.

Eli ekmek tutmak deyimi ve anlamı

Geçimini kazancıyla sağlayacak duruma gelmek.

Eli ermemek deyimi ve anlamı

Uzakta olduğundan yetişememek.

Elifi elifine deyimi ve anlamı

  1. Saatin akrebiyle yelkovanı üst üste.
  2. Tastamam, uygun, tıpatıp, gerçekte olduğu gibi.

Elifi görse mertek sanır deyimi ve anlamı

Okuyup yazması yoktur.

Elifi yüzünde, ekmeği dizinde deyimi ve anlamı

Arsız, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesizce karşılık verir.

Eli genişlemek deyimi ve anlamı

Bolca paraya kavuşmak.

Eli hafif deyimi ve anlamı

Acıtmadan iğne yapan, diş çeken (doktor, dişçi).

Eli işe yatmak deyimi ve anlamı

Bir işe eli alışkın olmak, bir işi yapabilecek el becerisi bulunmak.

Eli işte (aşta), gözü oynaşta deyimi ve anlamı

İş yapar gibi görünüyor ama aklı başka yerde.

Eli cebine gitmemek (veya varmamak) deyimi ve anlamı

Cimri olmak, para harcamaya kıyamamak.”Ondan da yardım istediler, ancak eli cebine bir türlü gitmedi, arkasını dönüp uzaklaştı.”

Eli çabuk deyimi ve anlamı

Süratli iş gören.”Eli çabuk adamlara ihtiyacımız var.”

Eli darda deyiöi ve anlamı

Geçimi için para sıkıntısı çeken.”Eli darda insanlara yardım etmek insanlık borcudur.”

Eli değmemek deyimi ve anlamı

Bir işi yapmaya zaman bulamamak.”Odanı temizlemeye elim değmiyor.”

Elifi görse mertek sanır deyimi ve anlamı

Cahil, okuması yazması yoktur.”Ona mı akıl danışıyorsun, elifi görse mertek sanır o. ”

Eli hafif deyimi ve anlamı

İncitmeden, can yakmadan iş gören.”İğneyi Hatice hemşireye vurdurun eli hafiftir onun.”

Eli kalem tutmak deyimi ve anlamı

  1. Yazı yazmayı bilmek.
  2. Düşüncelerini derli toplu güzel bir ifade ile yazabilmek.”Elin kalem tutmaz mı senin?”

Eli kolu (ayağı) bağlı olmak (kalmak) deyimi ve anlamı

Yapması gereken işi, engeller yüzünden yapamaz durumda olmak.

Eli koynunda deyimi ve anlamı

  1. İşsiz kimse.
  2. Çaresiz kimse.

Eli (böğründe) koynunda kalmak deyimi ve anlamı

Çaresizlikten bir iş yapamaz durumda bulunmak.

Eli kulağında deyimi ve anlamı

Olması gerçekleşmesi çok yakın.

Eli maşalı deyimi ve anlamı

Edepsiz, kavgacı saldırgan.

Elim hamur karnım aç deyimi ve anlamı

Uğraşılarımla başkalarına yarar sağlıyorum ama bundan kendim yararlanamıyorum.

Elim iyiliğine deyimi ve anlamı

Gösterdiğim yer dert görmesin, onun rahatsızlığı burasında.

Elinde kalmak deyimi ve anlamı

Bir şeyi satmak istediği halde satamamak, elinden çıkarmayı başaramamak.

Elinden bir kaza çıkmak deyimi ve anlamı

İstemeyerek birini yakalamak ya da öldürmek.

Elinden bir şey gelmemek deyimi ve anlamı

  1. Bir şey yapma olanağını bulamamak.
  2. Bir iş yapmayı bilmemek.

Elinden düşürmemek deyimi ve anlamı

Sürekli olarak elinde tutup kullanmak.

Elinden geleni ardına (geri) koma(sın) deyimi ve anlamı

Yapabileceğin bütün kötülükleri yap.

Elinden gelmek deyimi ve anlamı

Yapabilmek.

Elinden hiçbir şey (uçan kuş, uçan kaçan) kurtulmamak deyimi ve anlamı

Çok hünerli, her şeyi becerebilir olmak.

Elinden iş çıkmamak deyimi ve anlamı

Çabuk iş yapamamak.”Bırakın onu, elinden iş çıkmaz birine ihtiyacımız yok.”

Elinden kabuklu koz yenmez deyimi ve anlamı

Çok pis, temizlik bilmez bir kişidir.

Elinden tutmak deyimi ve anlamı

  1. Destek olmak, ilerlemesi için yardımda bulunmak.
  2. Yürümesine, kalkmasına, inmesine, çıkmasına yardım etmek.”Hayatım boyunca elimden tutan olmadı.”

Elinde (elde) olmak (Bir iş) deyimi ve anlamı

Yapabilir olmak.

Elim ağır deyimi ve anlamı

1. Oldukça yavaş iş yapan.

2. Vurunca çok acıtan.

Eline ayağında düşmek (sarılmak) deyimi ve anlamı

Ayaklarına kapanıp bir dilekte bulunmak.

Eline bakmak deyimi ve anlamı

Ancak onun yardımı ile geçinebilir durumda olmak.

Eline çabuk deyimi ve anlamı

Tez iş gören.

Eline doğmak (Büyümüş bir çocuk, birinin) deyimi ve anlamı 

Aile dostu olarak, bu çocuğu doğduğundan beri tanımak.

Eline düşmek (Birinin) deyimi ve anlamı

  1. Birine muhtaç olmak.
  2. Yakalanmak.
  3. Düşmanın ya da kendisine hıncı bulunan birinin hâkimiyetinde kalmak.”Düşmanın eline düşmemek için bir yol bulmalıyız.”

Eline kalmak (Birinin) deyimi ve anlamı

Kendisine yardım edecek ondan başka kimse bulunmamak.

Eline sağlık deyimi ve anlamı

Yaptığın işe teşekkür ederim; sağ ol.

Eline su dökemez deyimi ve anlamı

Sözü edilen kişi, değerce ondan çok geride.”Sen hamur açmakta Fatma`nın eline su dökemezsin.”

Elini cebine atmak deyimi ve anlamı

Para çıkarmaya davranmak.

Elini çabuk tutmak deyimi ve anlamı

Hızlı davranmak, acele etmek.”Elimizi çabuk tutup şu kömürü yağmura yakalanmadan taşıyalım.”

Elini kolunu sallaya sallaya gelmek deyimi ve anlamı

Bir işten sonuç almaksızın dönmek, gelirken hiçbir armağan getirmemek.

Elini kolunu sallaya sallaya gezmek deyimi ve anlamı

Pervasızca, çekinmeden, kimseden korkmadan dolaşmak.”Bunca ağır suç işlemesine rağmen elini kolunu sallaya sallaya gezmesi şaşılacak şey doğrusu.”

Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak deyimi ve anlamı

Çok nazlı olmak, evde hiçbir iş yapmamak, zor işlerden kaçınmak.”Ne kadınmış o da, elini sıcak sudan soğuk suya soktuğunu görmedim daha!”

Elini veren kolunu alamaz (Birine) deyimi ve anlamı

  1. O küçük bir yardımda bulunmak isteyeni, kendi çıkarı için büyük büyük fedakarlıklara zorla, ağır zararlara uğratır.
  2. Ona verilen şeyi geri almak olanmaksızdır.

Elini veren parmağını eksik alır (Ona) deyimi ve anlamı

Emanet olarak aldığını bile geri vermez; ya da işe yaramaz duruma getirir.

Elini vicdanına koyarak söylemek deyimi ve anlamı

Doğru, tarafsız, hakça söylemek.

Elini yıkamak, (El yıkamak) (Bir şeyden) deyimi ve anlamı

O şeyle ilgisini kesmek, uğraşmaktan vazgeçmek.

Elini yüzüne almak deyimi ve anlamı

Birisine ricada bulunmak için utanarak kendini zorlamak.

Eli olmak deyimi ve anlamı

  1. Kötü bir işte gizli ilgisi olmak.
  2. Adı karışmak.
  3. Olumsuz yönde etkilemek.

Eli para görmek deyimi ve anlamı

Daha önce bir kazancı yokken kazanç elde etmek.

Eli sıkı deyimi ve anlamı

Kolay para harcamayan, cimri, çok tutumlu.”Bu kadar eli sıkı bir adam olmak zorunda değilsin.”

Eli uz deyimi ve anlamı

Usta, becerikli, hünerli.

Eli uzun deyimi ve anlamı

Hırsız, fırsat buldukça bir şeyler aşırmaktan geri kalmayan.

Eli varmamak deyimi ve anlamı

Bir işi yapmaya gönlü razı olmamak.”Bulaşıkları yıkamaya bir türlü elim varmıyor.”

Eli yatkın (Bir işe) deyimi ve anlamı

Eli o işi yapmaya alışık olan.

Eli yatmak (Bir işe) deyimi ve anlamı

Bir işe eli alışkın olmak, bir işi yapabilecek el becerisi bulunmak.

Eli yerde gökten kesilmek deyimi ve anlamı

Hiçbir yerden yardım görememek.

El iyisi deyimi ve anlamı

Yakınlarından çok başkalarının yardımına koşan.

Eliyle koynunun arası kırk yıllık yol deyimi ve anlamı

Eli kesesine uzanamaz, çok cimri.

Eli yüreğinin üstünde olmak deyimi ve anlamı

Kötü bir sonuç çıkacak diye kaygı ile beklemek.

El kadar deyimi ve anlamı

Küçük, küçücük.

El kaldırmak deyimi ve anlamı

  1. Oy verdiğini ya da söz istediğini elini kaldırarak belirtmek.
  2. Kendisinden büyüğe eliyle vurma girişiminde bulunmak.

El kapısı deyimi ve anlamı

  1. Bir kızın gelin gittiği ev.
  2. Genellikle başkalarının evi, yurdu.

El katmak (Bir işe) deyimi ve anlamı

Yapılmasına yardım etmek.

El kesesinde sultanım, develer olsun kurbanım deyimi ve anlamı

Başkasının parasıyla şatafatlı bir yaşam süren ve gerekli olmayan şeyler için bol para harcayan kimsenin durumu.

El kiri deyimi ve anlamı

Elde kalmayan, kolayca vazgeçilebilen şey, para.

El koymak (Bir işe) deyimi ve anlamı

  1. Hükümet, bir malı, bir kuruluşu buyruğu altına almak.
  2. Bir yolsuzluğu ortaya çıkarma incelmesine girişmek.

Elleri nasır bağlamak deyimi ve anlamı

Ellerini sert, ağır işlerde uzun süre kullanmış olmak.

Eller iyisi, evler ağısı deyimi ve anlamı

Başkalarının işine koşar. Yakınlarına yardım etmez, sıkıntı, üzüntü verir.

Eller yukarı deyimi ve anlamı

Ellerini yukarı kaldırarak teslim ol!

Elle tutulur gözle görülür deyimi ve anlamı

Çok belirgin, çok açık.

El oğlu deyimi ve anlamı

Yabancı kimse, başkaları.

El ovuşturmak deyimi ve anlamı

  1. Bir kimse karşısında saygılı durum alıp buyruk beklemek.
  2. Ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmemek.

El pençe divan durmak deyimi ve anlamı

Huzurda hazır olarak beklemek.

El sıkmak deyimi ve anlamı

Selamlaşmak için bir kimsenin elini tutmak.

El sunmak deyimi ve anlamı

El uzatmak, yaklaşmak istemek.

El sürmemek (El vurmamak) deyimi ve anlamı

  1. Dokunmamak
  2. Yapmaya başlamamak.

El şakası deyimi ve anlamı

Güldürmek ya da kızdırmadan tedirgin etmek için bir kimseye elle yapılan ilişme.

Eliyle koymuş gibi bulmak deyimi ve anlamı

Aradığı şeyi söylenen yerde çok kolay bulmak.”Onca şeyin arasında küçücük düğmeyi eliyle koymuş gibi buluverdi.”

Elle tutulur gözle görülür deyimi ve anlamı

Çok açık, gizli bir tarafı yok.”Şu zamana kadar elle tutulur gözle görülür bir iş yaptın mı sen?”

El oğlu deyimi ve anlamı

  1. Yabancı.
  2. Damat.”El oğluna güvenme sakın!”

El tazelemek deyimi ve anlamı

Bir işte yorulan kimse yerine başka birini getirmek.

El ucuyla vermek deyimi ve anlamı

Çok az vermek.

El ulağı deyimi ve anlamı

  1. Önemli iş yapan kimsenin küçük işlerde kullandığı yardımcı.
  2. Yapılmakta olan işte kullanılan aygıt.

El sürmemek deyimi ve anlamı

  1. Dokunmamak, hiç değmemek.
  2. Yapımına başlamamak.”İşe el sürmeye vakit bulamadım daha.”

El uzatmak deyimi ve anlamı

  1. Birine yardım etmek.
  2. Dokunmaya, almaya çalışmak.”O bizim bir yakınımız, ona elimizi uzatmalıyız hemen.”

El üstünde tutulmak deyimi ve anlamı

Çok değer verilip sevilmek, kendisine büyük ölçüde saygı gösterilmek.”Dedem ailemizde el üstünde tutulurdu.”

El vermek deyimi ve anlamı

Mürşit, artık yetmiş olan müridine mürşitlik izni vermek.

El vurmamak deyimi ve anlamı

  1. Dokunmamak.
  2. İşi yapmaya başlamamak.

El vurup etek silkmek deyimi ve anlamı

Uğraştığı bir işi kesin olarak bırakmak.

El yahşi biz yaman, el buğday biz saman deyimi ve anlamı

Yabancılar bizden üstün tutuluyor.

El yatkınlığı deyimi ve anlamı

Eli işe alışmış olma durumu.

El yazısı deyimi ve anlamı

Bir kimsenin kendi eliyle yazdığı yazı.

El yazması deyimi ve anlamı

Basma olmayıp yazma olan (kitap vb.)

El yıkamak (Bir işten) deyimi ve anlamı

Yapmakta olduğu işi artık yapmamak.

El yordamıyla deyimi ve anlamı

Tahminlerine, sezgilerine dayanıp elle yoklayarak.”El yordamıyla kibrit kutusunu buldum.”

Emeği geçmek deyimi ve anlamı

Bir şeyin yapılmasında kendisinin de katkısı bulunmak.”Şu caminin yapımında kimlerin emeği geçmedi ki.”

Emeği sağdıç emeğine dönmek deyimi ve anlamı

Emeğinin karşılığını alamamak, emeği boşa gitmek.

Emek çekmek deyimi ve anlamı

Bir şeyin meydana gelmesi için özenle ve çok çalışmak.

Emek vermek deyimi ve anlamı

Bir şeyin meydana gelmesi için özenle ve çok çalışmak.”İyi bir sonuç mu almak istiyorsun? Emek ver, gayret et.”

Eme seme yaramamak deyimi ve anlamı

İşe yaradığı kabul edilmemek, makbule geçmemek, takdir edilmemek.

Eme yaramak deyimi ve anlamı

İşe yaramak, makbule geçmek.

Emir büyük yerden gelmek deyimi ve anlamı

Çok sevilen, sayılan bir kimse, bir işin yapılmasını istemiş olmak.

Emir kulu deyimi ve anlamı

Kendisine emredilen işi yapmak zorunda olan kimse.”Emir kulu olmak o kadar da kolay değil.”

Emret fındık kabuğuna gireyim deyimi ve anlamı

Emrinizi, ne denli sıkıntı verici ve güç olursa olsun, yerine getiririm.

Emrine girmek deyimi ve anlamı

Bir kimsenin buyruğu altında çalışmayı kabul etmek.

Endazeye gelmemek deyimi ve anlamı

Ölçülememek, hesaplanamamak.

Endazeye vurmak deyimi ve anlamı

Ölçmek, ölçüp biçmek.

Eninde sonunda deyimi ve anlamı

Nihayet, en sonunda.”Eninde sonunda onu bulacağım.”

Enine boyuna deyimi ve anlamı

  1. Her yönü ile, eksiksiz, bütün ihtimalleri göz önünde tutarak.
  2. İri yarı, gösterişli (adam).”Şu meseleyi enine boyuna bir kez daha düşünelim.”

Enine boyuna çekmek deyimi ve anlamı

İşi sonuca ulaştırmak için çeşitli olanakları denemek, zorlamak.

Ensesi kalın deyimi ve anlamı

Parası çok, varlıklı, sözü geçer, ödeme gücü yüksek (kimse).”Neden şu ensesi kalın adamlardan yardım istemiyorsunuz.”

Ensesinde boza pişirmek deyimi ve anlamı

Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.”İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı.”

Ensesine binmek deyimi ve anlamı

Bir işi yaptırmak için sürekli olarak baskı altında bulundurmak.

Ensesine yapışmak deyimi ve anlamı

Yakalamak.”Bir hamlede ensesine yapıştı çocuğun.”

Ensesini kaşımak deyimi ve anlamı

Ne yapacağını bilmeyip kötü kötü düşünmek.

Ense yapmak deyimi ve anlamı

Yemek, içmek ve keyfine bakmak, hiç iş yapmamak.”Ense yapmayı bırak da biraz işle ilgilen.”

Er geç deyimi ve anlamı

Ne zaman olsa, mutlaka.”Er geç onu bulacağım.”

Erzurum’un soğuğu “gelin beni Gerede’de bulun” demiş deyimi ve anlamı

Gerede de Erzurum kadar soğuktur.

Esamisi okunmamak deyimi ve anlamı

Adı anılmamak, değer verilmemek.”Onun buralarda hiç esamisi okunmaz.”

Esası olmamak deyimi ve anlamı

Gerçek olmamak.

Eser ama yağmaz deyimi ve anlamı

  1. Bağırıp çağırır ama, biraz sonra öfkesi geçer; cezalandırmaz.
  2. Bol keseden vaatte bulunur ama bir şey vermez ve yapmaz.

Es geçmek (Meskut geçmek) (Bir konuyu) deyimi ve anlamı

Dikkate almamak, sözleri arasında o konuya dokunmamak.”Borç meselesini es geçmesine fırsat vermeyin.”

Esip savurmak (yağmak) deyimi ve anlamı

Bağırıp çağırmak, öfke ile atıp tutmak.”Davet edilmediğini öğrenince esip savurmaya başladı.”

Eski ağza yeni taam (kaşık) deyimi ve anlamı

  1. Bağırıp çağırır ama, biraz sonra öfkesi geçer; cezalandırmaz.
  2. Bol keseden vaatte bulunur ama bir şey vermez ve yapmaz.

Eski çamlar bardak oldu deyimi ve anlamı

Devir değişti, eski durumların, tutumların bir önemi kalmadı.

Eski defter yoklamak deyimi ve anlamı

Tartışması yapılmış, sonuca bağlanmış olayları yeniden ortaya dökmek.

Eski göz ağrısı deyimi ve anlamı

Eski sevgili.

Eski defterleri karıştırmak deyimi ve anlamı

Eski olayları, işleri bir çıkar umuduyla tekrar ele almak, yeniden gündeme getirmek.”Eski defterleri karıştırmayı bırak artık”.

Eski hamam eski tas deyimi ve anlamı

Hiçbir şey değişmemiş, eski durumda kalmış.”Köy aynı, insanlar aynı, eski hamam eski tas.”

Eski hayratı da berbat etmek deyimi ve anlamı

Bir durumu daha yararlı yapayım derken büsbütün bozmak.

Eski kafalı deyimi ve anlamı

Yeniliğe açık olmayan, yaşayış ve düşünce itibariyle eskiye bağlı.”Eski kafalı insanlar gittikçe azalıyor mu ne?”

Eski köye yeni adet deyimi ve anlamı

Eskiliklere bağlı topluluğa getirilen yenilik.

Eski kurt deyimi ve anlamı

Tecrübeli, görmüş ve geçirmiş, mesleğini iyi bilen, hileyi ve düzeni deneyimi sayesinde hemen anlayan.”O da eski kurtlardandır.”

Eski püskü deyimi ve anlamı

İyice eski.

Eski toprak deyimi ve anlamı

Yaşlılığına rağmen dinçliğini, dayanıklılığını hâlâ sürdüren, gücünü kaybetmemiş kimse.”Sen eski topraksın, bizim gibi birkaç genci daha cebinden çıkartırsın.”

Estek köstek (etmek) deyimi ve anlamı

Birtakım bahaneler (ileri sürmek), filan feşmekan (demek), şu bu (demek).

Eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek deyimi ve anlamı

Kızdığı güçlü kimseye bir şey yapamayacağını bildiğinden onun emrindekileri hırpalamak.

Eşeğini sağlam kazığa bağlamak deyimi ve anlamı

İşini güvenli kılacak önlemler almak.”Ne demişler eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah`a ısmarla.”

Eşek kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır deyimi ve anlamı

Hiçbir gelişme ve ilerleme göstermez; olduğu gibi sürüp gider.

Eşek kadar deyimi ve anlamı

Büyük, iri; aşırı derecede gelişmiş.

 

Eşek şakası  deyimi ve anlamı

Ağır, hoşa gitmeyen, incitici, kaba şaka.”Ben eşek şakasından hiç hoşlanmam.”

Eşiğine yüz sürmek deyimi ve anlamı

Bir isteğinin yerine getirilmesi için bir kimseye yalvarmak, önünde eğilmek.”İnsanların eşiğine yüz sürülmemesi gerekir.”

Eşiğini aşındırmak deyimi ve anlamı

Bir işi yaptırmak, gördürmek için bir yere çok gidip gelmek.”Şu köy yolu için hükümet eşiğini aşındırıp durduk.”

Eşref-i saat deyimi ve anlamı

  1. İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman.
  2. Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.”İzin alabilmek için müdür beyin eşref saatini kollamaya başladı.”

Et bağlamak deyimi ve anlamı

Yara, taze etle kapanmak.

Et can tutmamak (Et tutmamak) deyimi ve anlamı

(Çok hareketli olması dolayısıyla) Şişmanlayamamak.

Et diye kaptık patlıcan börkü çıktı deyimi ve anlamı

İşe yarar sanarak aldığımız şeyin ya da kişinin işe yaramadığı anlaşıldı.

Eteği ayağına dolaşmak deyimi ve anlamı

Telâş, korku ve heyecandan yürüyüşünü ve yapacağı işi şaşırmak.

Eteğine yapışmak deyimi ve anlamı

  1. Bir kimsenin manevî desteğini istemek.
  2. Varlıklı, sözü geçer bir kimseden yardım ve himaye istemek.”Korkudan annesinin eteğine yapıştı.”

Etek dolusu deyimi ve anlamı

Yığınla, pek çok (para).

Etekleri tutuşmak deyimi ve anlamı

Çok telâşlanmak, heyecanlanmak.”Babasını parkta göremeyince etekleri tutuşmaya başladı, yoksa gelmeyecek miydi?”

Etekleri zil çalmak deyimi ve anlamı

Çok sevinmek, işler yolunda olmak.”Yazılı sınavı umduğundan iyi geçen Halit`in etekleri zil çalıyordu.”

Etek öpmek deyimi ve anlamık

Yaltaklanmak, dalkavukluk etmek; birine yaranmak için katına çıkıp o kimsenin eteğini öpme davranışı içinde olmak.

Etek silkmek (Bir şeyden) deyimi ve anlamı

Tiksinerek uzaklaştığını belirtmek.

Eti, budu yerinde (Etli butlu) deyimi ve anlamı

Şişman denemeyecek tombullukta.

Eti erimek deyimi ve anlamı

Utanılacak bir duruma düşmeyeyim diye üzülüp durmak.

Eti ne butu ne? Deyimi ve anlamı

  1. İmkânları, parası az.
  2. Çelimsiz, zayıf, küçük.”Ona baskı yapma, zavallının eti ne butu ne?”

Etine dolgun deyimi ve anlamı

Şişman sayılmayan tombul.

Et yiyip kemikken atmak deyimi ve anlamı

İşe yaradığı zaman benimseyip kötüleşince bir kenara itmek.

Etli butlu deyimi ve anlamı

Çok fazla şişman.

Etliye sütlüye karışmamak deyimi ve anlamı

Kendini alâkadar etmeyen meselelerden, toplumu derinden etkileyen olaylardan uzak durmak, kaçınmak ve hiçbiriyle ilgilenmemek.”Kendine sahip çık, sakın etliye sütlüye karışayım deme oğlum.”

Etrafında dört dönmek

İstediğini elde etmek amacıyla bir kimsenin, bir şeyin yanından ayrılmamak, ona aşırı ilgi göstermek.”Çocuklar Nasreddin Hoca`nın etrafında dört dönmeye başladılar.”

Et tırnak olmak

Sıkı bir ilişkiye girmek, birbirinden kopmamak.

Ettiğini bulmak

Yaptığı bir kötülüğün cezasını görmek.

Ev açmak

Ayrı bir eve çıkmak, yerleşmek.”Evlendikleri günün ertesinde ev açmaya karar verdiler.”

Evde kalmak

Yaşı ilerleyen kızın evlenememesi.”Evde kalmak korkusu zavallı kızı yiyip bitiriyordu.”

Evdeki hesap çarşıya uymamak

Önceden tasarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek, başka bir yönde gelişmek.”O kadar uğraştık ama evdeki hesap çarşıya uymadı, bu paraya istediğimiz gibi bir ev bulamadık.”

Evlât acısı gibi içine çökmek

Kaybettiği bir şey için çok üzülmek.”Bahçeye diktiği güllerinin dipten sökülüp atılması evlât acısı gibi içine çökmüştü.”

Eyere de gelir semere de

Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.

Eyüp sabrı

Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle, en ağır ve sürekli üzüntülerden bile yakınmayanın büyük ve uzun sabrını anlatmak için kullanılır.

Eyvallah demek

  1. Razı olmak, kabul etmek.
  2. Ayrılırken “Allah`a ısmarladık” anlamında kullanılır.
E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 2019

E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 2019

Related news

  • Çok İzlenen Videolar
  • Skoda Rumster: popüler Çek minivanının teknik özellikleri
  • Araba Ford Mondeo: sahiplerin yorumları, açıklaması, özellikleri, avantajları ve dezavantajları
  • Hayatı eserleri buluşları yaşamı çalışmaları
  • Yerli Dizi Haber, Yorum, AraÅtÄrma
  • KEKİ RAKAMLI DOĞUM GÜNÜ PASTASI YAPILIŞI

  • E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 75

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları


    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 61

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 26

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 24

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 24

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 7

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 6

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 52

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 11

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 67

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 77

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 84

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 40

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 60

    E Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları 94