16 Mayıs 2019 Pazar

16 Mayıs 2019 Pazar
16 Mayıs 2019 Pazar

12 Nisan 2019 Pazar

Ayvayı Nasıl Yersiniz?


Çocuklukta sevilmeyip de, büyüyünce sevilen yiyeceklerden biridir benim için ayva. 
Ayva ağaçlarının dalları kırılıverecek gibi ayva yüküyle doluydu bu sonbahar. Çok yıllar önce okuduğum bir kitaptaki cümleler geldi aklıma bu görüntü karşısında;
"Ayva çok, kış sert olacak" diyordu kitabın kahramanı. Gelecekten bu şekilde haberler verdiği için annesi "cadı" yaftasıyla yakılmıştı. Annesinin öngörülerini sürdüren cadının oğluna da korkuyla bakıyordu köy halkı. Haklı da çıkıyordu hep, o diyorsa kış sert oluyordu.
Cadının oğlu haklı çıktı, bu kış çok sert geçti. 50 küsür yıldır görünmeyen soğukları yaşadık. Bir iyi yanı vardı bu soğuğun, bol bol güzel ayva yedik.
Çocukluk evimizin bahçesinde dört ayva ağacımız vardı. Ayvalar organik değil tam anlamıyla doğaldı. O kadar doğaldı ki, kurtçuklar ayvanın dörtte üçünü kendilerine ayırıp ancak dörtte birini bırakıyorlardı bize. Ayvaları meyve olarak yemek imkansızdı, rahmetli annecim ayvanın kurtsuz kısımlarını minik minik dilimler halinde ayırır, iyice yıkadıktan sonra hoşaf yapardı. 
Ayvadan çok ayva çiçeğini severdim. Nasıl olsa güzel bir ayvaya dönüşmüyordu çiçekler. Oyun arasında ayva çiçeklerinin taç yapraklarını toplayıp yemek çocukluk eğlencemin atıştırmalıkları olurdu.
Meyve olarak yemek için pazardan ayva da alınırdı. Ama yemesi ne zor, ne işkence... "Ayvayı yemek" deyiminin hakkını verircesine boğaz alır, yutması imkansız olurdu. Bu ayvaları yemek için tek yolumuz vardı.
Bir ayva, bir keskin kenarlı taş, biraz da tuz...
Ayvanın kabuğunu kaldırır, taşa vura vura çürütür, üzerine biraz tuz serperek yerdik. Sonra biraz daha soyar, yine taşla vurarak çürütür, tuz serper bir ısırk daha alırdık. Ayva bitene kadar böyle devam ederdik.
Şimdi güzel ayvalar bulabiliyoruz, elma gibi soyup rahatça yiyebiliyoruz. Biraz da büyüdüğümüz için eskisi gibi boğazımıza takılmıyor galiba. Yine de arada bir eskiyi anmak için taşla ezip tuzlayıp yemenin keyfinden vaz geçilmez:)
Afiyet olsun...
Gönderen sarkaç

12 Ağustos 2019 Salı

Karpuz Pizza

Çocuklar görmüş nette dolaşırken karpuz pizza resimlerini. Bana da telefon ekranından gösterdiler. Tarif yoktu, benim de tarif aramaya mecalim. Kendimce bu karpuz pizzayı uydurdum. Sonra nete kavuşunca baktım bloglara, pek çok karpuz pizza tarifi vardı. Peynirli maydanozludan üzerine çilek reçeli sürülüp meyve serpiştirililenine kadar. Benimki de jöleli karpuz pizza olarak yer alsın sayfalarda.
Kolay olmadı yapmam, hayalimdeki gibi de olmadı. Karpuz pek gevrekti, bıçağı gördüğü anda çatladı kabuğu, şöyle gönlümce güzel bir yuvarlak çıkaramadım. Eğri büğrü, inişli çıkışlı birşey oldu. 
Çekirdekleri çıkarmalıyım diyince de göçükler oluştu yüzeyde. Üstteki çekirdek boşluklarına fındık yerleştirerek doldurmaya çalıştım ama içtekiler çökmeye devam etti. 
Evde şeftali ve üzüm vardı, onları da keserek fındıkların yanına dizdim. Üstüne jöle dökersem meyveler oynamaz yerinden diye düşündüm. Jöleyi tarifine göre yarım ölçü olarak hazırladım. Hafif kıvam almaya başlayınca karpuzun üzerine döktüm. Karpuzu yerleştirdiğim kap tam karpuz yuvarlağı boyutunda olmayınca kenarlardan aktı doğal olarak. Katılaşınca akan jöleleri kesip çıkardım.
Duzdolabında soğutup jöle donar donmaz dilimleyip  yemek gerekiyor. Kalan dilimlerde karpuz sulandığı için jöle de yerinden oynadı. Karpuzu ayrı jöleyi ayrı yemek gerekti. 
Sanırım en güzel yeme şekli küçük üçgenlere kesip yeşilinden tutarak ısıra ısıra yemek.
Afiyet olsun...
Gönderen sarkaç

20 Kasım 2019 Çarşamba

Cennet Elması


Komşumuzun bahçesinde vardı bir tanecik Cennet Elması ağacı. Başka da hiç bir yerde yoktu bu özel ağaçtan. Komşumuz seçilmiş olmalıydı, bahçesinde cennetten bir ağaç barındırdığı için. Çocuk gözlerim öyle bakardı bu komşumuza. 
Üstelik bahçe evlerinin arkasındaydı, başka evlerle sarılmış küçücük bahçedeydi cennet elması. Dışardan bakıp da izlemek mümkün değildi çiçeklerinin gelişimini, meyvelerin oluşumunu... Böyle olunca da benim gözümde gizemi daha da artıyordu. Ne olmuştu da cennetten bu bahçeye düşüvermişti acaba?
Pek nazlıydı da, dirhem dirhem verirdi meyvelerini. Yılda bir komşuluk payımıza 1 tane meyve düşerdi. Soluk yeşil, sepsert, çocuk damağımla yemesi imkansız, buruk mu buruk. Yine de beklerdim o mevsimi, cennet elmasının evimizi şereflendireceği günü. Kolay mı, cenneti elime alacaktım,  hayalimdeki cenneti onun içinde görmeye çalışacaktım, belki de bu kez cennetin tadını hissedecektim damağımda. Bekleyince olgunlaşırmış derlerdi, bekletirdik. Ama hep hüsran, ağızda kalan burukluk...
"Bizim iklimin ağacı değil" derdi babam, "ondan böyle". Olgunlaşıp tatlanamıyor. Kendi yerinde olsa çok tatlı çok güzel olurmuş.Cennet meyvesi bu, nasıl güzel olmasın ki? Ne gizemli, ne özel birşey bu. Babam bile yememiş bu meyvenin aslını, annem bile...


Yıllar yıllar sonra, -cennet elmasının cennetten düştüğünü sandığım o güzel günlere çoktan veda etmiştim- iç anadolunun bir şehrinde, soğuk bir akşam pazarının alaca karanlığında, tezgahlar dolusu domates görmenin şaşkınlığıyla kala kaldım. Benim ılıman şehrimde bile bu mevsimde bu domatesler olmazdı. Tezgahlara yaklaşınca anladım domates olmadığını, "Trabzon Hurması" dedi satıcı.
Trabzon hurması benim çocukluğumun cennet elmasıydı. Açık yeşil olarak zihnime kazılmış meyve kırmızıya yakın turuncuydu. Merekla aldım Trabzon hurmalarımı, cenneti tatmak için heyecanla evimin yolunu tuttum. Kabuklarının altı o aşina olduğum buruklukla karşıladı beni. Ama içi şeker mi şeker... 
Cenneti buldum mu diye merak ediyor musunuz? Dürüst olmak gerekirse, hayır bulamadım. Bir daha alma gereğini de duymadım. Ta ki evlenene kadar. Eşim çok seviyor bu meyveyi. Mevsimine ulaşınca sık sık geliyor evimize, tatlandırıyor damaklarımızı. Burukluk yine aynı. O nedenle, içini kaşıkla çıkarmayı tercih ediyorum, kabuğunu biraz etlice bırakıp. Ama burukluğu sadece ben fark ediyorum galiba, eşim olduğu gibi, kabuğuyla severek yiyor.
İşte böyle benim cennet elması hikayem. Taşımacılığın bu kadar gelişmediği, meyve ve sebzelerin uzaklardan taşınmadığı, o bölgenin toprağında ne yetişiyorsa onların satılıp alındığı çağın çocuğuyum ben, normaldir değil mi böyle bir hikayemin olması?

Gönderen sarkaç

31 Ağustos 2019 Salı

Karpuz Salatası (mı acaba?)

Karpuzu çok severim, hele Bergama tulumuyla birlikte yemeye bayılırım.
Bloglarda gördüğüm karpuz salatası ilgimi çekiyor ama yapmaya cesaret edemiyordum. Sonunda karpuz mevsimi geçiyor artık denemeliyim dedim ve bloglara şöyle bir göz attım. O kadar çok tarif vardı ki. Kimi zeytinyağlı, kimi domatesli. Kendi ağız tadımı göz önüne alarak en uygun tarif Nami-Nami'nin ki gibi geldi. Lime limonunun kokusu ve tadı da yakışır diye düşündüm. Ama iş malzemeleri bir salata tabağında karıştırmaya gelince gene cesaretim kırıldı, peynir ve karpuzu ayrı ayrı tabağa dizmeye karar verdim.
Karpuzun çekirdeklerini ayıklayıp dilimledim. Lime limonun kabuğunu rendeledim. Karpuzların üzerine bir yaprak nane, biraz limon kabuğu rendesi koydum. Birkaç damla lime limonu suyu gezdirdim. Beyaz peynirleri de aralarına dilimledim.
Sonuç nasıl oldu? Pek emin değilim. Hepsi ayrı ayrı güzel ama birleşince benim damak tadıma uymadı. Ben atadan görme yöntem peynir ve karpuzu sade olarak ayrı tabaklara koyup yemeye devam edeceğim.
Gönderen sarkaç

16 Mayıs 2019 Pazar

Erik Şırklambası




Erik Şırklambası
Erik yiyebilen şanslı insanlardan mısınız? Ben  kütür kütür erik yiyemem, dişlerim-dişetlerim kamaşır. Bir ısırığı bile zor alırım.
Bizim köyün bir adeti vardır. Bu mevsimde bir tanıdığınıza ziyarete gittiğinizde hemen sofra bezi serilir, bahçeden yeni toplanmış kiraz ve erikler, son kuru incirler ve üzüm lokumları sunulur. Eriklerden bir kısmı geniş bakır sahanların içinde pirinç havanın arkası ile ezilerek ve üzerine tuz serpilerek ikram edilir. Adına da erik şırklambası denir.
16 Mayıs 2019 Pazar

16 Mayıs 2019 Pazar

Related news

  • Soğanın İyi Geldiği 5 Hastalık – Nasıl Kullanılmalı
  • 2 kişilik domatesli pilav tarifi ve malzemeleri
  • Rüyada Kekeme Bir İnsan Görmek Anlamı Nedir
  • Göbek Yağlarından Kurtulma Yöntemleri
  • Saray Pilavı

  • 16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar


    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar

    16 Mayıs 2019 Pazar